Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER), 2026 yılının ilk yarısına ilişkin sektör değerlendirmelerini Taksim’deki InterContinental Otel’de düzenlenen toplantıda paylaştı. ZÜCDER Yönetim Kurulu Başkanı Burak Önder’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, sektörün iç ve dış pazardaki durumu, üreticilerin karşılaştığı sorunlar ve gelecek döneme ilişkin beklentiler ele alındı.
Önder, üç yılı aşkın süredir devam eden ekonomik koşulların sanayicinin dayanıklılığını önemli ölçüde azalttığını belirterek, “İş dünyası yorgun. Enflasyonla mücadele programını destekliyoruz. Ancak enflasyonla mücadele uğruna sanayideki kaslarımızı kaybetmememiz gerekiyor.” dedi.

Ham madde ve üretim maliyetlerindeki artışa rağmen ihracatçının mevcut müşterisini kaybetmemek için kârından vazgeçtiğini belirten Önder, yeni bir ihracat müşterisi kazanmanın hem maliyetli hem de uzun bir süreç olduğunu söyledi. Önder, ihracatçıların bu nedenle zaman zaman başa baş, hatta zararına çalışmayı göze aldığını ifade etti.
İç pazarda tüketimin yavaşladığını, vadelerin uzadığını ve paranın dönüş hızının düştüğünü belirten Önder, yüksek faiz ortamının üretim ve yatırım iştahını da zayıflattığını söyledi. “Parası olanın üretim tesisi kurmak yerine risksiz şekilde finansal getiriye yöneldiği bir ortam oluşuyor. Asıl zorlanan, yatırım yapan ve üretmeye devam eden sanayici.” diyen Önder, üretimin sürdürülebilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması gerektiğini vurguladı.

Önder, sektörün mevcut koşullardan çıkabilmesi için üreticiye fatura karşılığı uygun maliyetli işletme kredisi sağlanması gerektiğini söyledi. Özellikle KOBİ’lerin işletme sermayesi ihtiyacının arttığına dikkat çeken Önder, ham madde, işçilik ve diğer üretim giderlerinin karşılanmasına yönelik uygun finansman imkanlarının oluşturulmasını istedi. “Sanayiye bir can suyu verilmesi lazım. Fatura karşılığı, uygun finansman koşullarında üreticinin desteklenmesi gerekiyor.” ifadelerini kullanan Önder, bu modelin kayıt dışılığın azaltılmasına da katkı sağlayacağını belirtti.
Sanayinin teknolojik dönüşümüne yönelik yatırımların da desteklenmesi gerektiğini belirten Önder, mevcut dönemde kapasite artışından çok verimliliği artıracak otomasyon, sanayi dönüşümü ve dijitalleşme yatırımlarına odaklanılması gerektiğini söyledi. Bu yatırımlar için uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman mekanizmaları oluşturulmasını isteyen Önder, Türkiye’nin mevcut süreç sona erdiğinde küresel rekabete daha güçlü dönmesi gerektiğini kaydetti.

Lojistik maliyetlerinin Türkiye’nin ihracat rekabetçiliğinde önemli bir unsur olduğunu belirten Önder, özellikle konteyner taşımacılığı ve liman maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin coğrafi konumunu ekonomik avantaja çevirebilmesi için lojistik imkanlarının geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Önder, liman ücretlerinin daha öngörülebilir ve rekabetçi hale getirilmesini istedi.
E-ticaret ve sınır ötesi e-ticaretin dünya ticaretindeki ağırlığının hızla arttığına dikkat çeken Önder, Türkiye’nin yerli e-ticaret altyapısını güçlendirmesi gerektiğini belirtti. Türk e-ticaret platformlarının farklı ülke pazarlarında büyümesinin desteklenmesini isteyen Önder, e-ticaret ve e-ihracatın Türkiye’nin yeni ihracat kanallarından biri haline getirilmesi gerektiğini söyledi.
Sanayi arsalarındaki yüksek maliyetlere de dikkat çeken Önder, sanayicinin sermayesinin önemli bölümünü arsa ve fabrika yatırımlarına ayırmak zorunda kaldığını belirtti. Bu durumun Ar-Ge, inovasyon, tasarım, otomasyon ve dijital dönüşüm yatırımlarını sınırladığını ifade eden Önder, “Sanayicinin emeğini toprağa ve taşa yatırmaması gerekiyor. Sanayi arsalarının sanayicinin olması ve ranta kapalı tutulması lazım.” dedi.
Sektörün ihracat performansına ilişkin verileri de paylaşan Önder, ev ve mutfak eşyaları sektörünün ocak-temmuz döneminde 1,63 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirtti. Temmuz ayındaki ihracat ise 244 milyon dolar oldu. Yılın ilk yedi ayında ihracat değer bazında yüzde 7,4, miktar bazında ise yüzde 8,4 geriledi. Kilogram başına ortalama ihracat fiyatı ise 4,01 dolardan 4,06 dolara yükseldi.
Alt ürün gruplarında da ihracat geriledi. Ocak-temmuz döneminde cam ihracatı yüzde 14,5, plastik ihracatı yüzde 10,9, metal ihracatı yüzde 7,5, elektrikli küçük mutfak ve ev eşyaları ihracatı yüzde 4,1, seramik ve porselen ihracatı ise yüzde 2,4 azaldı. Ahşap ürün grubunda ise yüzde 1,2 artış kaydedildi.
Sektörün en büyük ihracat pazarı İngiltere oldu. Ocak-temmuz döneminde İngiltere’ye 167 milyon dolarlık ihracat yapılırken, bu pazardaki gerileme yüzde 1,1 ile sınırlı kaldı. Almanya, İtalya ve Fransa da sektörün öne çıkan ihracat pazarları arasında yer aldı.
Yılın geri kalanına ilişkin öngörü yapmanın zorlaştığını belirten Önder, jeopolitik gelişmeler, küresel faiz politikaları, Çin’in kapasite fazlası ve Türkiye’deki finansman koşullarının sektörün performansını etkileyeceğini söyledi. İhracatçının yüksek finansman maliyetleri nedeniyle küresel rakipleriyle rekabet etmekte zorlandığını belirten Önder, “Yüzde 3-4 faizle finansmana ulaşan rakiplerle yüzde 50 faiz ortamında rekabet etmek çok zor. İhracatta müşterinize kredi açmanız, vade vermeniz gerekiyor. Bu finansman maliyetleriyle bunu yapmak kolay değil. Bütün bu şartlar altında geçen yılki rakamları yakalamanın bile başarılı olacağını düşünüyorum.” dedi.


Yorum Yazın