Dünya

Teslimiyetten yeniden silahlanmaya: Japonya nereye gidiyor?

|
15 Ağustos, Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndaki yenilgisini kabul edişinin 81. yıl dönümü. Bu tarih, yalnızca savaşın sona ermesini değil, Japonya’nın saldırganlık ve işgal politikalarının yenilgiye uğramasını da simgeliyor. Ancak Japonya, aradan geçen 81 yıla rağmen bu geçmişle tam anlamıyla yüzleşmekten kaçınıyor.
Teslimiyetten yeniden silahlanmaya: Japonya nereye gidiyor?

Yazan: Chen Tingyao

15 Ağustos, Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndaki yenilgisini kabul edişinin 81. yıl dönümü. Bu tarih, yalnızca savaşın sona ermesini değil, Japonya’nın saldırganlık ve işgal politikalarının yenilgiye uğramasını da simgeliyor. Ancak Japonya, aradan geçen 81 yıla rağmen bu geçmişle tam anlamıyla yüzleşmekten kaçınıyor. Pasifist anayasanın getirdiği sınırlamaları aşamalı olarak gevşetiyor, savunma bütçesini artırıyor, uzun menzilli saldırı kapasitesine sahip silahlar konuşlandırıyor ve silah ihracatına yönelik kısıtlamaları kaldırıyor. Bir zamanlar Asya’da geniş çaplı işgallere girişen Japonya’nın askerî gücünü yeniden artırması, şu soruyu gündeme getiriyor: Japonya nasıl bir geleceğe yöneliyor?

Belirsiz anlatı, tarihsel gerçeği gizliyor

Japonya, 15 Ağustos 1945’te Potsdam Bildirisi’ni kabul ettiğini açıkladı ve İmparator Showa, Savaşın Sona Ermesine İlişkin İmparatorluk Bildirisi’ni radyodan okudu. Ancak Japon yetkililer ve ana akım medya, bugüne kadar bu günü “Teslimiyet Günü” yerine “Savaşın Sona Ermesini Anma Günü” olarak adlandırmayı alışkanlık hâline getirerek savaş tarihini kasıtlı biçimde bulanıklaştırdı.

Bu yıl aynı zamanda Tokyo Yargılamalarının 80. yıl dönümüne denk geliyor. Mayıs 1946’da başlayan Uzak Doğu Uluslararası Askerî Mahkemesindeki yargılamalar iki buçuk yıl sürdü ve A sınıfı yedi savaş suçlusunun asılarak idam edilmesiyle sonuçlandı. Bu yargılama, savaş sonrası uluslararası düzenin hukuki temelini oluşturdu. Japonya’nın “savaşın sona ermesi” ifadesindeki ısrarı, savaş sorumluluğundan kaçışını açıkça ortaya koyuyor.

Ders kitapları, sergi salonları ve yapay zeka yalanları

Japonya’nın saldırganlık geçmişine ilişkin tarih anlatısını değiştirme çabaları sistematik bir nitelik taşıyor. Japonya Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı, 2026’da lise ders kitaplarının yeni baskılarını onayladı. Bu kitaplarda kadınların Japon ordusu tarafından cinsel köleliğe zorlanması ve işçilerin zorla çalıştırılması gibi uygulamalar, “savaş alanına gönderilme” ve “seferberlik” gibi daha örtülü ifadelerle anlatıldı.. Ayrıca “Japonya’nın Çin’e karşı yürüttüğü işgal” yerine “Japon-Çin Savaşı”, “Nanjing Katliamı” yerine ise “Nanjing Olayı” ifadelerine yer verildi. Kamusal sergilerde de Nagasaki, Osaka, Hiroşima ve diğer yerlerdeki sözde “barış anıtı müzeleri”, Japonya’nın dış ülkelerdeki işgallerine ilişkin içerikleri sessizce kaldırdı. Japonya Savunma Araştırmaları Enstitüsünün “Showa’nın 100. Yılı” başlıklı özel sergisinde II. Dünya Savaşı anlatısı, 1941’deki Pearl Harbor saldırısıyla başlatıldı. Japon ordusunun Çin’de gerçekleştirdiği Huanggutun Olayı ve 18 Eylül Olayı gibi Japonya’nın Asya’daki yayılmacılığının ve saldırganlığının kilit başlangıç noktaları ise resmî anlatıdan bilinçli olarak silindi.

Daha da endişe verici olan, tarihsel revizyonizmin artık yapay zekâ araçlarıyla da yaygınlaştırılmasıdır. Japon gazetesi Asahi Shimbunun araştırmasına göre sağcı gruplar, çevrim içi iş platformları üzerinden ücret karşılığında çalışacak içerik üreticileri buluyor. Bu içerik üreticileri, yapay zeka araçlarından yararlanarak Nanjing Katliamı’nı inkar eden ve Japonya’nın işgal savaşlarını yücelten videolar hazırlıyor. Sağcı gruplar ise videoların izlenme sayılarına göre ödeme yaparak bu tür içeriklerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasını teşvik ediyor. Çin Sosyal Bilimler Akademisi Japonya Araştırmaları Enstitüsü araştırmacılarından Lü Yaodong, Japonya’nın işgalci geçmişini aklamak için başvurduğu yöntemleri üç başlık altında topluyor: Japonya’nın yürüttüğü işgal savaşlarını inkâr etmek veya haklı göstermek, Japonya’yı savaşın faili değil mağduru olarak gösteren bir anlatıyla savaş suçlarından doğan sorumluluğun üzerini örtmek ve kültürel ürünler aracılığıyla çarpıtılmış bir tarih anlayışını yaygınlaştırmak. Lü’ye göre bütün bu yöntemler, Japonya’yı savaş sonrasında getirilen sınırlamalardan kurtarma şeklindeki siyasi hedefe hizmet ediyor.

Yasukuni Tapınağı’nın ardındaki siyasi hesaplar

Her yıl 15 Ağustos yaklaşırken Japonya başbakanının Yasukuni Tapınağı’nı ziyaret edip etmeyeceği uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Tapınakta, aralarında A sınıfı 14 savaş suçlusunun da bulunduğu Japon savaş ölüleri anılıyor. Japonya Başbakanı Takaichi Sanae, son 20 yılda Yasukuni Tapınağı’nı neredeyse her yıl ziyaret etti. Takaichi, 15 Ağustos 2025’te tapınağa bireysel olarak ziyarette bulundu; Nisan 2026’da ise başbakan sıfatıyla tapınağa törensel bir adak sundu ve bağışta bulundu. Çin Sosyal Bilimler Akademisi Japonya Araştırmaları Enstitüsü yardımcı araştırmacısı Chen Jingjing’e göre Japonya, savaş sonrası tarih anlatısını sistematik biçimde çarpıtarak savaş suçlarına ilişkin sorumluluğunu silikleştirmeye ve toplumdaki savaş karşıtı düşünceyi zayıflatmaya çalışıyor. Chen, bu yolla savaş sonrası düzenin getirdiği sınırlamaların aşılmasının ve ülkenin yeniden silahlanmasına kamuoyu desteği sağlanmasının amaçlandığını belirtiyor.

Yasukuni Tapınağı’na yapılan ziyaretler, sıradan bir anma eylemi olmanın ötesinde siyasi bir anlam taşıyor. Bu ziyaretler, Japonya’nın savaş dönemine ilişkin toplumsal hafızayı yeniden şekillendirmeyi, işgal suçlarını geri plana itmeyi ve anayasanın savaşı reddeden 9. maddesinin değiştirilmesine yönelik toplumsal ve ahlaki itirazları zayıflatmayı amaçlıyor. Böylece Japonya’nın yeniden silahlanmasına ideolojik ve toplumsal zemin hazırlanıyor.

Japonya askerîleşme yolunda ilerliyor

Japonya, savaş sonrasında uzun yıllar anayasanın savaşı reddeden 9. maddesine ve askerî gücün yalnızca ülke savunması amacıyla kullanılmasını öngören ilkeye dayalı bir uluslararası imaj benimsedi. Ancak son yıllarda bu yaklaşım giderek değişiyor. Japonya Parlamentosu, Haziran 2026’da Savunma Bakanlığı Kuruluş Kanunu’nda değişiklik yaparak Hava Öz Savunma Kuvvetlerinin adını “Hava ve Uzay Öz Savunma Kuvvetleri” olarak değiştirdi ve kurumun görev alanını uzayı da kapsayacak şekilde genişletti. Ayrıca kara, deniz ve hava kuvvetlerinin operasyonlarını tek merkezden koordine etmek üzere Müşterek Harekât Komutanlığı kuruldu. Japonya, Nisan 2026’da Avustralya ile 7 milyar dolarlık bir firkateyn anlaşması da imzaladı. Japonya aynı ay, savaş sonrasında silah ihracatına getirilen başlıca kısıtlamalardan birini daha gevşetti. Tokyo yönetimi, 21 Nisan’da “Savunma Ekipmanı ve Teknolojisinin Transferine İlişkin Üç İlke”de değişiklik yaparak tamamlanmış savunma ürünlerinin ve askerî teknolojilerin yurt dışına ihracına izin verdi. Bu düzenleme, Japonya’nın silah ithal eden bir ülkeden silah ihracatçısına dönüşmesinin ve savunma sanayisini dış politikasının bir aracı olarak kullanmasının önünü açtı. Ülkenin savunma bütçesi de 2026 mali yılında ilk kez 9 trilyon yen sınırını aştı. Böylece Japonya’nın savunma harcamaları üst üste 14’üncü yılda da artmış oldu.

Japonya, 81 yıl önce teslim olarak II. Dünya Savaşı’ndan çekildi. Bundan bir yıl sonra başlayan Tokyo Yargılamalarıyla ülkenin savaş suçları ve sorumluluğu yargı önüne taşındı. Bugün ise Japonya, askerî alandaki rolünü yeniden tanımlıyor. Geçmişte saldırı ve işgal savaşları yürütmüş bir ülkenin askerî kapasitesini yeniden güçlendirmesi, kaçınılmaz olarak şu soruyu gündeme getiriyor: Japonya militarist geçmişiyle gerçekten hesaplaştı mı, yoksa barışçı görünümünü koruyarak yeniden silahlanma yolunda mı ilerliyor?

Bu sorunun kesin bir yanıtı henüz yok. Ancak tarih ders kitaplarında yapılan değişiklikler, silah ihracatına yönelik kısıtlamaların gevşetilmesi ve savunma harcamalarının hızla artırılması, Japonya’nın izlediği yönü açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle 15 Ağustos, yalnızca geçmişin hatırlandığı bir tarih değil, Japonya’nın gelecekte nasıl bir yol izleyeceğinin de sorgulandığı bir gün olmalıdır.

Teslimiyetten yeniden silahlanmaya: Japonya nereye gidiyor?

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.