Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması şu şekilde:
''Kıymetli belediye başkanlarımız, istikbalimizin güvencesi sevgili gençler, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
Sizlerin vasıtasıyla cennet vatanımın dört bir yanındaki vatandaşlara sevgilerimi gönderiyorum. Yurt dışında gurbeti sılaya çeviren tüm kardeşlerimi hasretle kucaklıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı vesilesiyle genel merkezimizde tertiplediğimiz bu geniş katılımlı toplantımızın ülkemiz, milletimiz, partimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. İzmir bugün bir başka, çok coşkulu.
Toplantımıza teşrif eden tüm kardeşlerime yeni yasama yılının heyecanını bizlerle paylaştıkları için teşekkür ediyor, kendilerine hoş geldiniz diyorum. 1 Ekim Perşembe günü itibarıyla başlayan yeni yasama yılının hayırlı olmasını diliyor, AK Parti Grubuna ve Cumhur İttifakı ortaklarımıza bu yeni yasama yılında Rabbimden üstün başarılar temenni ediyorum.
Aynı şekilde parlamentomuza, siyasi partilere hiçbir ayrım yapmadan tüm milletvekillerine de başarı dileklerimi iletiyorum.
Meclis Genel Kuruluna hitabımda altını çizdiğim bir hususu bugün tekrar hatırlatmak isterim. Gazi Meclisimiz tatile, siyasi tarihimizde görülmemiş bir mutabakat örneği sergileyerek girmiştir. Çerçeve yasaya verilen 467 kabul oyunun temsil ettiği uzlaşı ruhunun yeni yasama yılında da canlı tutulmasına büyük önem veriyoruz.
Ülkemizde farklı kesimler arasındaki mesafeleri kapatacak bir toplumsal zeminin oluşmasına her şeyden daha ivedilikle ihtiyacımız var. Umarız mutabakat içinde rekabet teklifimiz karşılıklı olur ve Türk siyaseti yeni yasama yılında yeni bir siyaset tarzının mümkün olduğunu göstersin.
Her zaman söylüyorum, işleyen bir demokrasi için iktidar, karar iktidarın tasarrufları kadar muhalefetin ne yaptığı, nasıl davrandığı da çok önemlidir. Bunlar Karşıyaka mı, Göztepe mi, bizim sevdalarımıza... Muhalefetin yapıcı tutumuyla destek olması, katkı sunması, yeri geldiğinde savaş baltalarını da yana koyarak ortak hedefler doğrultusunda ortak bir paydada buluşabilmeyi göstermesi gerekir.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere milletin hayrına olacak hiçbir meselede uzlaşmadan, diyalogdan, mutabakat arayışından kaçınmadık, bundan sonra da kaçınmayız.
Dün Cumhur İttifakı ortağım, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin siyasi partilere yaptığı “Ümmette vahdet, İstiklal’de gayret” çağrısını, bizi onurlandıran açıklamaları ile birlikte bu bakımdan son derece anlamlı buluyorum. Kendisine şahsımla ilgili açıklamaları için de ayrıca teşekkür ediyorum.
Meclis açılışındaki çirkin olduğu kadar nezaket yoksunu tavra rağmen yeni yasama yılında muhalefetten daha sorumlu bir üslup görmek istiyoruz. En azından bu konudaki umudumu muhafaza ediyorum.
Bu anlayışla diyalog kapılarını ardına kadar açık tutacak, komisyonlarda, Genel Kurul çalışmalarında yine yapıcı bir dil kullanacak, yine sağduyuyu, aklı, uzlaşma kültürünü elden bırakmayacağız. Fakat bu iyi niyetli yaklaşımımıza karşılık görmezsek, merciimiz her zaman olduğu gibi yine engin basiret ve ferasetiyle milletimiz olacaktır.
Son toplantımızdan bu yana AK kadrolar olarak görevimizi yerine getirmek için hepimiz yoğun bir çaba içindeyiz. Sizler Yüce Meclisin çatısı altında, bizler Cumhurbaşkanlığında, belediye başkanlarımız il ve ilçelerinde, hep beraber tam bir adanmışlık ruhuyla Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açmak için ter döküyoruz.
10 Ağustos’ta başlayıp 1 Ekim’de biten tatil dönemini de en verimli şekilde değerlendirmeye gayret ettik. Bakanlarımızdan genel başkan yardımcılarımıza, milletvekillerimizden kurul üyelerimize, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarımıza kadar tüm kadrolarımızla şehir şehir, ilçe ilçe, sokak sokak dolaştık.
“Durmak yok, yola devam” dedik. Buluşma verdiklerini not ettik, onlara daha iyi hizmet etme noktasında tavsiyelerini aldık.
Mutluyuz, gururluyuz. Namık Kemal'in sözünü hatrlatmak isterim, 'Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten', yani kendini bilen, insan bilenler halka hizmetten usanmaz; mert olanlar mazluma yardımdan el çekmez. Rabbim ömür verdikçe bizler de bıkmadan, usanmadan, geceyi gündüze ekleyerek millete ve memlekete hizmetten el çekmeyeceğiz.
Milletvekilleri çatısı altında, gerekse il ve ilçelerinizde gece gündüz demeden Türkiye’ye yaptığınız hizmetler dolayısıyla ayrı ayrı tebrik ediyorum.
Bu vesileyle, bu vesileyle yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili görevini yaklaşık 3,5 yıldır büyük bir fedakarlıkla yürüten dava arkadaşım Bekir Bozdağ kardeşime en kalbi selamlarımı sunuyorum. Başkan vekilliği vazifesini devralacak Tokat Milletvekilimiz Yusuf Beyazıt kardeşimize de Cenab-ı Allah’tan başarılar diliyorum.
Yeni yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhur İttifakı ortağımla istişare ve iş birliği içinde çalışarak inşallah önümüzdeki aydan verimli şekilde istifade edeceğiz.
Verileri burada sizlerle paylaşmaktan fayda görüyorum. 3 Ekim’de Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından eylül ayına ait dış ticaret rakamları açıklandı. Eylül ayında ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 arttı ve 26 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dokuz aylık ihracatımız yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara, 12 aylık ihracatımız 283,7 milyar dolara ulaştı. Yıllıklandırılmış mal ve hizmetler ihracatının toplamı ise 410 milyar dolara yaklaştı.
Çevremizdeki çatışmalara ve küresel ekonomideki durgunluğa rağmen bu rakamlarla bir kez daha tüm zamanların rekorunu kırdık. 2002 yılında 36 milyar dolarla devraldığımız ihracatımızı 284 milyar dolar seviyesine getirmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Büyük bir aksilik olmazsa inşallah 2026 yılı için belirlediğimiz hedeflerimizi gerçekleştireceğiz.
İhracat rakamlarımız hayırlı olsun diyor, bu başarıda emeği geçen herkesi yürekten tebrik ediyorum.
Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı verilerdir. İş gücü artmasına vesile oldu. Buna göre 15 ve daha yaş grubundaki işsiz sayısı ağustosta, bir önceki aya kıyasla 106 bin azalarak 2 milyon 740 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puan azalışla yüzde 7,8’e geriledi.
15-24 yaş grubu genç nüfustaki işsizlik oranı ise bir önceki aya göre 1,1 puan düşüşle yüzde 13 olarak gerçekleşti. Ağustos ayında istihdam sayımız 136 bin kişi artarak 32 milyon 507 bin kişiye ulaştı. Temmuzun ardından ağustos ayında yaşanan toparlanmayı önemsiyoruz.
Milletimizin koruma noktasında irademiz tamdır. Ne pahasına olursa olsun bundan taviz vermemekte kararlıyız.
Son olarak pazartesi günü eylül ayına ait enflasyon verileri açıklandı. Öncelikle bir hususu dikkatinize getirmek durumundayım. Maalesef bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle tırmanan fiyatların olumsuz etkisini en fazla hissettiğimiz alanlardan biri enflasyondur. Merkez Bankamızın hesaplamalarına göre savaşın enflasyona yıllık etkisi 7 puan bandında. İstikrarsızlığın ve artan akaryakıt fiyatlarının makroekonomik göstergeler açısından tüm dünyayı zorladığı bir gerçektir.
Bu parametreler ışığında eylülde aylık bazda tüketici fiyatları yüzde 1,84, üretici fiyatları yüzde 2,07 artış göstermiştir. Yıllık enflasyon ise yüzde 29,73’e gerilemiş. Böylece son beş senede ilk defa yüzde 30’un altına, enflasyonu Mart 2020’den; kira enflasyonu ise Ekim 2022’den bu yana en düşük seviyesine gerilemiştir.
Bilhassa milletimizi zorlayan kira, eğitim ve gıda fiyatları enflasyonunda düşmenin başlamasından memnuniyet duyuyoruz. Elbette enflasyonda hedeflediğimiz veya arzu ettiğimiz yerde değiliz. Daha önümüzde kat etmemiz gereken ciddi bir mesafe var. Bunu inşallah cinayeti ve disiplinli duruşumuzdan ödün vermeden kalan bu yolu alacak, hedeflerimize ulaşacağız.
Aziz, değerli yol arkadaşlarım; reel ekonomi ile ilgili süreçleri yakından takip ederken piyasanın belli bölümünde ortaya çıkan soruna da vaziyet ediyor, büyük bir kararlılık içinde gerekli adımları peyderpey atıyoruz.
Şimdi bu meselenin en başta bir hukuki yönü var. Yargı, meselenin hukuki yönüne dair Anayasamız, yasalarımız, sermaye piyasası mevzuatımız çerçevesinde yapılması gerekeni diğer kurumlarımızla koordinasyon içinde zaten yapıyor. Şunu herkes bilsin ki milletin hakkına girenler, haksız kazanç sağlayanlar, tamahkarlık ve sahtekarlık yapanlar bunun hesabını hem bu dünyada Türk mahkemelerine hem de Mahkeme-i Kübra’da Yaradan’a verecektir.
Bu meselenin kuşkusuz bir ekonomik yönü. Ekonomi yönetimimiz başta olmak üzere ilgili tüm birimlerimiz çok dikkatli biçimde konuyu takip ediyor, tedbirleri alıyor, finans piyasalarının bu krizden daha güçlü, daha sağlıklı çıkabilmesi için ihtiyaç duyulan adımları atıyorlar.
Meselenin yatırımcılar boyutunu da aynı şekilde titizlikle takip ediyoruz. Kamuya yük getirmeden vatandaşlarımızın birikimlerinin bir an önce ödenmesi için gerekli idari ve yasal süreçleri işletiyoruz. Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında kurulan Fon Koordinasyon Kurulumuzun birincil gündemi bu meselenin çözülmesini sağlamaktır.
Kurulumuz yoğun bir şekilde çalışacak, sermaye piyasalarımıza haksız gölge düşüren bu sorunun üstesinden süratle gelecektir. Kendilerine talimatımız bu yöndedir.
Devlet Denetleme Kurulumuz da bu meseleyi tüm boyutlarıyla inceliyor. Orada da en küçük bir ihmale, hukuk ve kural dışılığa göz yummayacağız.
Şunu burada tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum. Her ne kadar birileri bu meseleden dolayı Türkiye ekonomisinin krize girmesini dört gözle bekliyor olsa da Allah’ın izniyle tam tersi olacak. Bu sürecin sonunda Türk sermaye piyasaları safralarından kurtulacak, küçük yatırımcının birikiminden meselen kaç gözlü parazitlerden arınacak, çok daha sağlam, çok daha sağlıklı bir bünyeye kavuşan finans piyasamız inşallah yoluna güçlenerek devam edecektir.
Türkiye ekonomisini yıpratmaya çalışan felaket tüccarları kaybedecek, ülkemiz ve milletimiz katbekat fazlasını kazanacaktır. Türkiye’ye yatırım ve sermaye girişi daha da hızlanacaktır. En ufak bir şüphe duymuyoruz, milletimiz de şüphe etmesin.
Yol arkadaşlarım, tabii bu konunun bir de idari ve siyasi boyutu. Bağımsız yargı kendi işini yapar, orada süreç ilerliyor. Ekonominin aktörleri kendi sorumluluk alanlarında gerekli adımları atıyor.
Vicdan, etik ve inanç boyutu kişinin zaten kendisiyle ilgilidir. Ama meselenin idari ve siyasi cephesi bizim omuzumuzdadır. Az önce söyledim, sorun ile ilgili kurumlarımızı görevlendirdik. Onlar da konuyu tam bir hassasiyet içinde takip ediyorlar.
Gelelim meselenin siyasi veçhesine. Bakınız değerli kardeşlerim, meselenin siyasi yönü bizim için vicdandan, ahlaktan ve inançtan asla ayrı değildir. Olan bireyi en önemli sorunumuz yaptık. Nedir o? “Siyasetin tek limanı ahlaktır.” dedik.
Ve inancı sadece kişilere ait birer soyut kavram olarak görmedik, partimizin ve hareketimizin en merkezine, siyaset anlayışımızın en temeline yerleştirdik. Bu hareket ahlak üzerine kurulmuş bir harekettir. Bizim siyasetimiz inanç, etik, güven üzerine inşa edilmiş bir siyasettir.
Bundan tam 24 sene önce ilk AK Parti hükümetini kurduğumuzda bize ne dediler? “İktidar yozlaştırır” dediler. Bunlar da çözülecek dediler. 24 yıl boyunca yozlaşmayı, çözülmeyi, çürümeyi partimize yaklaştırmadık, yanaştırmadık. Vicdanımızla yüzleşmekten taviz vermedik. Ne nefs seviyesinden vazgeçtik ne ahlaki değerlerimizi ezdirdik ne de inancımızın sarsılmasına müsaade ettik.
Çok sınamayla karşılaştık, çok teste tutulduk. Ama Allah’a hamdolsun, bünyeye sızmaya çalışan habis mikrobu çelik gibi ahlakımızla, kale gibi vicdanımızla, sarsılmaz imanımızla bertaraf etmeyi başardık.
Biz bu aziz milletle gönül ve karar birliği yapmış bir siyasi hareketiz. Vardık, bugün varız, inşallah yarın da var olmaya devam edeceğiz. Aziz milletimiz de kutlu teşkilatımız da umudunu asla yitirmesin. Hele bize olan güveni asla sarsılmasın. Kimse kara propagandanın etkisi altında kalmasın. Kara propaganda bizim ne ahlakımıza, ne imanımıza, ne de vicdanımıza tesir eder.
Kimsenin bunların en iyi şeysi olmasın. Bizim bu aziz milletten başka hiç kimseye diyet borcumuz yoktur. Maşallah, bizim Hazreti Allah’a bir can borcumuz var. Allah’ın izniyle hiçbir faniye borcumuz yoktur. Allah’ımız yok, dedikodular, söylentiler, iddialar, iftiralar, ithamlar, türlü türlü senaryolar... Merak etmesin Tayyip Erdoğan, onun da adı da gereken neyse yapın ve hiç kuşkunuz olmasın, yapacaktır.
Tekrar söylüyorum: Siyasetimizin tek limanı ahlaktır. Bu parti o limandan hiç demir almamıştır, asla da demir almayacaktır.
Burada yeni gelmişken şunu da ifade etmek zorundayım kardeşlerim. Şimdi bakıyoruz, bırakın kürsüden konuşmayı milletin içine çıkmayacak tipler pişkince ahkam kesiyor. Dün kadar hırsızlara, arsızlara, milletin malını haramilere sahip çıkarlar, bize siyasi ahlak dersi vermeye kalkıyorlar.
Türkiye’de ilk defa para kuleleri üzerinden soygunu kurumsallaştıranlar, milyonlarca avroluk rüşvet itiraflarına dürüstçe cevap vermek yerine bize saldırıyorlar. AK Parti’ye gönül vermiş milyonlarca kişiye dil uzatıyorlar.
La biz baklava kutusunda rüşvet alanlara sahip çıkan bir muhatap oluruz, çıkmaz. Boşuna ellerini ovuşturuyorlar, boşuna hevesleniyorlar, boşuna fırsatçılık yapıyorlar. Evelallah, partimiz, bu kadro hepsinin hevesini kursağında bırakır ve bırakacaktır.
Herhalde artık anlamıştır: Tayyip Erdoğan söylentiyle, dedikoduyla, muhalefetin ve medyanın rüzgarıyla iş yapmaz. Biz kalemşorların veya sosyal medya tetikçilerinin yönlendirmesiyle değil, milletin çizdiği istikamette iş tutarız.
Herkesin bir planı, bir senaryosu varsa emin olunuz ki bizim de bir harekat planımız, bizim de bir takvimimiz var. Sabır ve kararlılıkla bu planı adım adım, hamle hamle hayata geçireceğiz. İdari ve siyasi olarak gerekeni yapacağımızdan kimse kuşku duymasın.
Bir kez daha ifade ediyorum: Meseleyi büyük bir dikkat ve hassasiyetle takip ediyoruz. Siyasetimiz ve onun eseri olan yönetim tarzımızın pusulası daima ahlak, hukuk ve vicdan oldu. Bugüne kadar ahlaktan, imandan ve vicdandan sapmadık, bundan sonra da kimse bizi yolumuzdan ayıramaz.
“İmandır o cevher ki İlahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür.”
Bunlar 25 yıldır bizi tanımamışlar. Bunun üstesinden geliriz ve geliyoruz. Bizim için bu, öyle üzerine uzun uzun konuşulacak bir mesele değildir. Çözülemeyecek bir sorun hiç ama hiç değildir. Millete, memlekete ve ümmete hizmet yolunda önümüze çıkan kim olursa olsun kenara alır, yürümeye, koşmaya devam ederiz.
Hiçbir arkadaşım karamsarlık tuzağına düşmesin. Hiçbir arkadaşımın zihnine, gönlüne şüphe, tereddüt yerleşmesin. Milletin emanetine, yoksulun ekmeğine, yolda kalmışın, garibin, mazlumun umuduna kim musallat olursa, bu parti de ona musallat olur. Bu hep böyle olmuştur. Hiç merak etmeyin, şimdi de yarın da böyle olacaktır.
Bugünlere tertemiz geldik, yolumuza tertemiz devam edeceğiz. Bu kutlu yolda yenilenmiş, tazelenmiş, hücrelerini yenilemiş bir şekilde inşallah çok da kararlı yürüyeceğiz. Bu badireden, krizden, her sınavdan güçlenerek çıktık, buradan da Allah’ın izniyle güçleneceğiz.
Rüşvetsiz selam dahi vermeyen parti derebeylerinin baskısından bıkanlar, gecenin bir yarısında çirkin kafası küfürlere maruz kalmak istemeyenler, huzur içinde, uyum içinde şehirlere hizmet etmeye çalışanlar en güvenli adres olarak AK Parti’yi görüyor. Bizzat kendi tabirleriyle, karıları bir türlü doymayan yamyamlar yerine seçmenlerine hizmet etmek isteyenler çareyi yine burada arıyor.
AK Parti’ye yönelik giderek artan teveccühün sebebi işte budur. Bunun dışındaki her söz güntandır, spekülasyondur, iftiradır. Düne kadar beraber yol yürüdükleri insanlara sırf yönetim zafiyetine rıza göstermedikleri için iftira atmak, bununla yetinmeyip edepsizce hakaret etmek, saygısızlıktan öte apaçık bir ahlaksızlıktır.
Burada şunu da açık açık söylemek istiyorum: AK PARTİ, Türkiye’de belediyeciliğin kitabını yazmış bir partidir. Biz bununla 32 sene önce, 1994 yılında yerelden yola çıkarak geneli, yani 783 bin kilometrekarenin tamamını kucaklamış, başarılarla dolu belediyecilik tecrübesi üzerine ulusalı ve küreseli bina etmiş bir hareketiz.
AK Parti’nin belediyecilik anlayışıyla hiç kimse yarışamaz. Sorunlara pratik çözümler bulma, neticeler alma, projeler geliştirme, bir vizyon ortaya koyma noktasında hiç kimse AK Parti ile aynı kulvarda rekabet edemez.
Belediyecilik başkaları için bir rant kapısı, menfaat kapısı olabilir. Ama bizde sadece millete hizmet kapısıdır. Belediyecilik başkaları için şahsi zenginleşme ve eş-dostu zenginleştirme aracı olabilir. Ama bizde sadece millete hizmetkarlıkla fedakarlık makamıdır. Millet için gece gündüz çalışmayı gerektiren ağır bir sorumluluk makamıdır.
Biz belediyeciliği kendi cebini, eşinin, dostunun, akrabalarının cebini doldurmak için değil, bilakis milletin kesesini doldurmak, milletin hazinesini doldurmak için; daha huzurlu, güvenli, estetik ve güzel şehirler inşa etmek için yapıyoruz.
Bugün böyleydi, bugün de yarın da böyle olmaya devam edecek. Çalışmaya, koşturmaya, şehirlerimizi imar ve ihya etmeye devam edeceğiz.
Bugün aramıza katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın parti ailesine hoş geldin, sefalar getirdin diyorum. Ege’nin, İzmirli kardeşlerimize hizmet mücadelesinde tüm imkanlarımızla kendisine destek olacağımızı vurgulamak istiyorum. Gönül belediyeciliğiyle tanışması hayırlı uğurlu olsun diyor, bu düşüncelerle yeni yasama yılının hayırlara vesile olmasını diliyor, çalışmalarında sizlere başarılar temenni ediyor, Cemil Bey’i de huzurlarınıza davet ediyorum.''


Yorum Yazın